İlişkinin başında yoğun ilgi görmek, kısa sürede çok fazla mesaj almak, sık sık aranmak, sürekli görüşülmek istenmek ve karşınızdaki kişinin size karşı çok güçlü duygular beslediğini hissetmek oldukça etkileyici olabilir.

Sonrasında bu yoğun ilginin azalması ise çoğu insan için yalnızca bir ilişki değişikliği değildir.

Beraberinde şu sorular da gelebilir:

Özellikle ilişkinin başındaki yoğun ilginin daha sonra belirgin biçimde azalması, günümüzde sıklıkla “love bombing” olarak etiketleniyor. Ancak yoğun ilginin azalması tek başına bunun love bombing olduğu anlamına gelmez. İlişki başlangıcındaki davranışları değerlendirirken bağlamı, ilişkinin genel seyrini ve kişinin davranışlarının sürekliliğini birlikte düşünmek gerekir.

İlişkinin başındaki yoğun ilgi neden sonradan değişebilir?

Bunun birçok nedeni olabilir.

Ama nedenleri sıralasak da bu soru cevaplanmış olmaz.

Ben sana, “Bazen insanlar başlangıçtaki heyecanı sürdüremeyebilir,” derim.

Sen, “O zaman ben yeterince heyecan verici değil miydim?” dersin.

Ben, “Seni değil, zihninde kurduğu ilişkiyi idealize etmiş olabilir,” derim.

Sen, “Demek ki beni olduğum hâlimle sevmedi,” dersin.

Ben, “Yakınlık kurma ya da bağlanmayı sürdürme kapasitesi sınırlı olabilir,” derim.

Sen, “Demek ki bende onu uzaklaştıran, sevilmemi zorlaştıran bir şey vardı,” dersin.

Ben, “Duyguları değişmiş olabilir,” derim.

Sen, “Demek ki duygularını değiştirecek kadar yetersizdim,” dersin.

Ve açmaya çalıştığın her kilidin arkasında kendine dair başka bir kilit bulursun.

Çünkü bazen asıl mesele, karşındaki kişinin neden değiştiğini anlamaktan çok, onun değişiminin kendin hakkında ne söylediğidir.

Birinin ilgisini kaybettiğini hissettiğimizde neden hemen kendimizi suçlarız?

Birinin ilgisi azaldığında zihnimiz doğal olarak bir açıklama arar.

Çünkü belirsizlik rahatsız edicidir.

Bir şeyin neden olduğunu bilirsek, gelecekte onu kontrol edebileceğimize inanırız.

Bu nedenle zihnimiz şöyle düşünebilir:

“Neyi yanlış yaptığımı bulursam bir daha aynı şey olmaz.”

Daha az mesaj attıysa, “Fazla mı ilgi gösterdim?” diye düşünürüz.

Eskisi kadar görüşmek istemiyorsa, “Çok mu üstüne düştüm?” diye düşünürüz.

Başlangıçtaki heyecanı kalmadıysa, “Yeterince çekici değil miyim?” diye düşünürüz.

Bir tartışmadan sonra uzaklaştıysa, “Keşke o cümleyi hiç söylemeseydim,” diye düşünürüz.

Böylece ilişkiyi anlamaya çalışırken yavaş yavaş kendimizi incelemeye başlarız.

Ve bir süre sonra soru artık “Onun ilgisi neden azaldı?” olmaktan çıkar.

Şuna dönüşür:

“Bende ne sorun var?”

Kendimizi suçlamak neden bu kadar ikna edici gelir?

Çünkü kendimizi sorumlu tutmak, tuhaf biçimde, bazen daha fazla kontrolümüz varmış gibi hissettirebilir.

Eğer sorun bendeyse, çözümün de bende olduğuna inanabilirim.

Bu düşüncelerin bazıları gerçekten ilişkide kendi davranışlarımızı gözden geçirmemize yardımcı olabilir.

Ancak kişinin kendi davranışını değerlendirmesi ile bütün ilişkinin sonucunu kendi değerinin kanıtı olarak yorumlaması aynı şey değildir.

Bir ilişkide hatalarımız olabilir. Yanlış anlaşılabiliriz. Bazen gerçekten daha iyi iletişim kurmamız gerekebilir.

Ancak bir noktadan sonra araştırma, çözüm üretmekten çıkıp ruminasyona dönüşebilir.

Aynı anıyı farklı açılardan tekrar tekrar incelemek, yeni bir bilgi üretmeden aynı soruya farklı cevaplar aramak anlamına gelebilir.

Ve kişi sonunda ilişkiyi değil, kendisini didiklemeye başlar.

Fakat bütün bunlar, başka bir insanın duygularını, tercihlerini veya ilişki kurma biçimini kontrol edebileceğimiz anlamına gelmez.

Belki de asıl soru bu değildir

Daha önemli soru şudur:

“Onun ilgisinin azalmasının nedenini bilmenin benim için neden bu kadar önemli olduğunu sorabiliyor muyum?”

Çünkü belki de cevabı bulmaya çalıştığın şey yalnızca onun davranışı değildir.

Belki zihnin şunu garanti altına almaya çalışıyordur:

Ama ilişkilerde böyle bir garanti yoktur.

Kendini geliştirebilirsin. İletişim becerilerini güçlendirebilirsin. İlişkilerde yaptığın hataları fark edebilirsin.

Ancak bunların hiçbiri, başka bir insanın seni seveceğinin, seninle kalacağının veya duygularının değişmeyeceğinin garantisini vermez.

Kendine sorabileceğin 5 soru

Birinin ilgisinin azalmasının ardından kendini saatlerce analiz ederken yakalıyorsan, şu sorular daha işlevsel olabilir:

1. İlgisinin azalmasının nedenini bildiğimde hayatımda ne daha farklı olacak?

“Yoluma bakacağım.”

Peki nedenini bilmeden de yoluna devam edebilir misin? Yoluna devam etmek; kişinin sosyal medya hesaplarını sürekli kontrol etmeyi bırakmak, aynı konuşmaları zihninde tekrar tekrar analiz etmeyi sınırlamak, günlük rutinlerine dönmek ve bugün kontrol edebildiğin alanlara yönelmek anlamına gelebilir.

2. Yaşadığım hakkında bildiğim gerçekler neler, yaptığım çıkarımlar neler?

Gerçek: Daha az mesaj atıyor.

Çıkarım: Benden sıkıldı.

Daha ileri çıkarım: Demek ki yeterince iyi değilim.

Çıkarımlarının ve gerçeğin farkına varıp zihnini gerçeğe davet et.

3. Gerçekten değiştirmek istediğim bir davranışım var mı?

Varsa bunu fark etmek değerlidir.

Ama amaç, “Bir daha kimse beni terk etmesin” diye kendini yeniden şekillendirmek değil; kendi değerlerinle daha uyumlu davrandığında kabul edildiğin yeri bulmaktır.

4. Onun davranışını açıklamakla kendi değerimi açıklamayı birbirine karıştırıyor muyum?

Bir insanın seninle ilişkiyi sürdürmemesi, senin değerin hakkında objektif bir ölçüm değildir. İlişki iki kişiliktir; bazen iki kişinin uyumlu olmadığını veya ilişkinin sürdürülmediğini gösterir.

5. Bu ilişkinin neden bittiğini tamamen bilmesem de kendime nasıl davranmak istiyorum?

Çünkü bazen kapanış, bütün soruların cevaplarını bulmakla değil; cevaplayamayacağımız bazı soruların varlığına rağmen hayatımıza devam edebilmekle gelir.

Sonuç: Birinin ilgisinin azalması senin değerine verilmiş bir puan değildir

Birinin ilgisinin azalması elbette çok üzücü olabilir.

Özellikle ilişkinin başında çok yoğun bir ilgi gördüysen, sonrasında yaşanan değişim daha da kafa karıştırıcı olabilir.

Fakat ilişkinin başındaki yoğunluğu ve sonrasındaki değişimi açıklamaya çalışırken kendini sürekli denetlemek, her davranışını yeniden incelemek ve sonunda bütün hikâyeyi “Ben nerede yetersiz kaldım?” sorusuna bağlamak, yetersizlik duygusunu besleyebilir.

Bazen bir ilişkinin neden değiştiğini bütün ayrıntılarıyla bilemezsin.

Bazen karşındaki kişinin davranışının bir açıklaması vardır ama bu açıklama senin kontrolünde değildir.

Ve bazen kabul edilmesi gereken en zor gerçek şudur:

Birinin sana duyduğu duygunun değişmesi, senin değerine verilmiş bir puan değildir.

Kendine sorabileceğin soru belki de artık:

“Onun ilgisini neden kaybettim?”

değil,

“Onun ilgisinin azalmasını neden kendimle ilgili bir sonuca dönüştürmek zorunda hissediyorum?”

olabilir.

Çünkü bazen çözmeye çalıştığımız ilişki değil, ilişkinin bizim hakkımızda ne söylediğine dair korkumuzdur.

İlişkinin başındaki yoğun ilginin ardından zihniniz sürekli aynı sorulara dönüyorsa, Sürekli Aynı Şeyi Düşünmeyi Nasıl Bırakırım? başlıklı yazımı da okuyabilirsiniz.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez.

Bu konularda birlikte çalışmak ister misin?

İlişkilerde belirsizlik, yoğun düşünme, kendini suçlama ve duygusal bağlarla ilgili güçlükler terapi süreçlerinde ele alınabilecek konular arasındadır.

Mesaj gönder →